Dusler Sokagi
Üye Girişi | Üye ol | Üye Arama | Üyelik Problemleri
Ana Sayfa
Geri

Şıh Hazretleri Bu yazıyı arkadaşıma yolla

öykü



ŞIH HAZRETLERİ



“ Yanıyorum!..”
“ Yanıyorum komşular!..”
“ Yok mu bir Allahın kulu!.. Beni bu azaptan kurtaracak yok mu?.. Cayır cayır yanacağım, hem de cehennem narında... Zaten günüm ne ki!..Bu dünyada, bunca zamandır yandığım yetmedi mi?.. Kör oldum. Nasıl da önceden gidip danışmadım. Yoksa bunca ıstırap çeker miydim? Aman Allahım sen koru!.. Oyyy Aney yy!.. Oy!.. Karalı başım vay! Vay ki vay!.. Ben nasıl edem, kime gidim... Yüreğim bir yanıyor ki deme gitsin!.. Bu nasıl bir hal, bu nasıl alev yakar yüreğimi; düşman başına. Bir engerek ağısı gibi dolanır duru damarlarımda!.. Oyyy karalı başım... Oyyy!..
Camın önündeki sedirin üzerinde dövünüp duruyordu Şero kadın. Dizlerini dövüyor, göğsünü yumrukluyor, başındaki örtüleri kaldırıp, kaldırıp yere çarpıyordu. Birden yakarmasını, dövünmesini kesti. Bakışlarını ana caddeye çevirdi. Yitirdiği bir şeyi arıyordu. Giderek sakinleşti... Kolları yana sarktı. Düşleri birkaç saat öncesine kaydı...
Kapı bir komşuları Meyro... Sık sık evlerine oturmaya gelirdi. Birkaç saat önce yine gelmişti. Meyro’ nun gelmesiyle, kapı bir komşuları kadınlar da gelmişti. Hep birlikte gülüp şakalaşmışlardı. Meyro elinden gelen her maskaralığı yapmaktan geri kalmamıştı. Başından kayan yazgısını düzeltirken:
“ Kadınlar gelin bu gün Şıh Ahmet’e gidelim... Ne
der ne söyler?.. Bunca zamadır över duru birileri. Bakalım övdükleri kadar var mı?..”
Önce kimi kadınlar karşı çıktı. Kimileri de kabullendi. Şıh ın yanına gitmek istemeyen kadınlar, bazen üzgün, bazen de utanarak:
“ Yalancının teki anam. Duyduğumca giden kadınlara askıntı olur muş.”
“ Yalandır anam, öyle bir şey olsa, bunca kadın yanına gider mi?..”
“ Neye gitmesinler, mübarek diyorlar ya!..”
“ Onun gibi mübareğin sakalına derim şimdi.”
“ Günaha girmeyin avratlar, nemize gerek, ben bir şeyini görmedim.”
“ İlla da senin görmen şart mı?.. Hele bir yalnız git de gör. Sana sahip olmak için ne numaralar çevirir.”
“ Sen nerde bili yon kız bunları?..”
“ Ağzına derim öylesi namussuzun. O zaman yanına ne diye gidelim?..
“ Doğru der Yosma bacım. Hizmetçisini hiç gördünüz mü?.. Bir içim su sanki.”
“ Sahi mi dersin kız gerçekten mi?..”
“ Bırakın şimdi dedi koduyu da. Gelen var mı yok mu? Önemli olan onun kirli dünyasını öğrenmek. Öğrenince de gerekeni yapmak. Hiç kimsenin bizi mal gibi kullanmasına hakkı yok... Kadınlar yanlış anlamayın beni. Bu bizim kocamız olsa bile gerekeni yapmalıyız...” dedi, Meyro.
Birlikte kalkıp yürüdüler. Şıh ın kapısını tıklattı Meyro. Kapıyı hizmetçi kadın açtı. Güzel bir kadındı. Başı ve kolları açıktı. Kimi kadınlar hizmetçiye imrenerek baktı. Odaya geçtiler... Hizmetçi kadınla kucaklaşıp öpüştüler.
“ Hacer bacı bazı kuşkularımızdan kurtulmak istiyoruz. Şıh hazretleri bizle görüşmek ister mi?..” dedi Meyro.
“ Şu an bir hastası var. İşi bitsin hemen haber veririm.” Dedi, hizmetçi kadın.
Odadan çıktı. Az sonra geri döndü. Oturanlara kahve ikram etti. Kahvesini bitiren fincanını ters yüz çevirdi. Az sonra da fincanlar elden ele dolaşmağa başlandı.
“ Bak şekerim bak!.. Koskoca bir kısmetin var. Ben diyeyim bu gün, sen de yarın...Ya kapıda, ya da bacada.
“ Ayyy!.. Şekerim baksana hayırlı bir haberin var. Uçakla gelen bir mektup mu desem, para mı desem.. . Hem de yurt dışında geliyor ayol.., Bak bak kuşu görmüyor musun?.. Uçak ayol!.. Uçak bak!..”
“ Etme ayol kime kaptırdın gönlünü. Bu kadar yanık olmak iyi değil. Elden gelen öğün olmaz, o da vaktinde bulunmaz canım. Üstelik de evli barklı ne haber... Aklını başına topla kız, olan olmuş bir kere, bari yakışıklı biri mi?..”
“ Çok ayıp Meyro bacı, bunu senden ummazdım. Bırak gevezeliği de doğru dürüst bir şey söyle.”
“ Hele, delinin zoruna bak!.. Ne o kız zilli, yalan mı söylüyorum sanki. El alemin bildiğini benden mi saklıyorsun. Becerebilsem bir tane de ben ayartırım.”
Hizmetçinin odaya girmesiyle fal faslı sona erdi. Fincanlar tepsinin üzerine bırakıldı.
“ Az sonra gelecek,” diyerek, fincanları alıp çıktı. Başına bir eşarp bağlamıştı. Üstünde de bir kazak vardı. Suratı asıktı. Oturanlar hizmetçinin davranışına bir anlam veremediler. Bir tek Meyro ’nun gözünden kaçmadı.
Şıh kara cüppesini sallaya sallaya odaya girdi. Kadınlar el pençe divan dikeldiler.
“ Hoş geldiniz bayanlar,” diyerek, divanın en üst köşesine diz çöktü. Doksanlık tespihini çekerken:
“ Oturun hele!.. Hanemize sefalar getirdiniz,” diyerek, kara sakallarını sıvazladı. Dudakları kıpır kıpır :
“ Günahımızı bağışla Yarabbi!..” diyerek, gözlerini kapadı. Bir yontu gibiydi.Sadece dudakları oynuyordu. Bir zaman sonra:
“ Ve süphan Allah bağışlayan sensin. Bizi her türlü beladan, kazadan koru Yarabbi!.. Allahım vallahi Aliyülazim.” Diyerek, açtı gözlerini.
“ Bir derdiniz var sanırım,” deyince, şaşkınlıklarını gizleyemeyen kadınlarla göz göze geldi.
“ İstediğimiz o ki Şıh hazretleri, başı açık gezmenin günahı nedir?.. Bir de televizyon seyretmek günah mı sevabı var mı?..” dedi, Meyro.
Şıh sakallarını yeniden sıvazlayarak, tespihli elini başına koydu. Bir süre gözleri kapalı bekledi. Sonra ağır ağır gözlerini açarak kadınlara baktı.

“Demek başı açık olan kadınların günahını sorarsınız?.. Bu durum çok mu çok önemlidir. Birisi hane içinde ihticaptır ki, kadın kısmı evi içinde, zevcinin ve mahremlerinin gayriye, aralarına katılıp görünmektir. Diğeri hane dışında ihticaptır ki kimselere görünmemek üzere, yüzünü ve baştan ayağa kadar, bütün endamını ve hatta elbisesini, örtmek ve gizlemektir. Bunun zıddına (tekeşşüf) ve bunun ifratına (tebezzül) tabir olunur. Kadınlar tekeşşüften ve tebezzülden, ve ricalin iştahlı gözlerini dar örtülerle, arz-ı endam etmekten memnudurlar. Yüzlerini ve ellerini ve hatta ayaklarını, namazda açık bulundurabilirler. Ve lakin, zaruret olmadıkça, mahrem olmayanlara bunları dahi göstermezler. Sokakta yüz açmak ve elbisesinin içinde kolunu veya eteğini örtüden çıkarmak, şerrin emrine muhaliftir. İhticap, emri Kur’anidir. Onda tehavünün vebali büyüktür. Yüz namahrem değildir, tabiri salat hakkında olmaktan gayriye galattır.
Setri avret, erkekte ve kadında, eskidir. Arap kadınları dini mubinden evvel, hatta sadrı İslam’da, endamını setr ederek erkeğe muhali’ t olup, başlarında bir örtü bulunur, ama ve lakin bir çoğunda, kayıtsızlıkla, yaka açığı ve kol bileziği görünür; örtü içinde olanlar bile, yürüyüp yere ayak vurdukça, bacaklarındaki halhal ların mevcudiyeti, ihsas olunur idi.
Sureyi Celili azap ile nazil, hicap ayetinde, bunlar nehiy ve kadınlar erkekle ihtilattan men olunarak-örtü altında- siya net kılındılar. Ziynetleri cümlesinden olan elbiselerini dahi, erkekten örtmeğe memur olarak, bürgü ve çarşaflar içinde bulundular ve yüzlerine peçe çekip, yalnız gözlerini açık bulundurdular.
Kılıkları, zaman ve mekana göre tebeddül edebildiyse de, ehli İslam kadınlarının, İhticap kıyafetleri- hakka hamt olsun zail olmadı. Hatta, müslimine tebaiyette bulunan, gayri Müslim nisvani bile- bazı yerlerde görülen bakayanın delaletiyle anlaşıldığı üzere- mestur ve muhtecip oldular. Ancak nisa taifesinin her vakit için tabi hal olan-erkeğe izharı mehasin etmek, ricalın müsamahaları ile, onları iptizal vartasına kadar, ilerletir oldu. Sokaklarda peçeler açılmakta, sağrılar gerilmekte, kulaklarla beraber yüzler, bileklerle beraber eller, dirseklerle beraber kolların elbisesi ve süsleri
gösterilmektedir ki, bu ahval, onların hesabına dindar, dini bütün erkekleri hicaba düşürmektedir.
Evlerin erzakı gibi, elbise ve ziynetleri dahi, götürüp kendilerini beğendirmek suretiyle, hariçten tedariki, ve zaifi ricalden olarak erkekler için ehem ve asan iken, kadınların çarşıya çıkıp, ağyar ile ülfet ve hiç olmaz ise, zaruretsiz alış veriş sohbeti etmek, hoş görülüyor. Doğru mu?.. Erkeklerin geleceklerini dahi, kendilerine kadınların alıp getirdikleri, ar olsa da ağır gelmiyor. Fesubhanallahillazim!

Bu dediklerimin tümü de kitapta yazılı. Benim uydurduğumu sanmayın sakın. Başı açık gezmenin günahı çoktur. Neden çoktur derseniz?.. Gavur icadıdır da ondan. Dinsizliktir, münafıklıktır. Kızının başı açık gezen annelerin derdine derman yoktur. Yarın huzuru mahşerde katran kazanında, kaynar sularda, cehennem narında küllü alem yanarlar Aliyülazim... Şunu bilmek lazım ki iflah olmayanın, yoksul kalanın bu gavur safsatalarına inanmanın sonucudur.” Diyerek, kadınları dikkatlice süzdü. Kadınların en zayıf yanlarını yakalamaya çalışıyordu.
“Haaa!.. onu diyecektim. Az daha unutuyordum. Evde de başı açık gezmek günahtır. Ama ve lakin dışarıdaki kadar günah değildir. Olmaz diyorsam hiç günahı yoktur demiyorum... Dışarıda başı açık gezme yok mu bir kadının... Maazallah buradan dışarı hanımlar. O kadın en büyük münafıklık işliyor demektir. Kitabımızda da böyledir dinimizde de... Dışarıda açık gezmeyi bırakın, bir tel saçınızın görünmesi dahi en büyük suç ve günahtır. Böylesi bir kadının bir yıllık ibadeti dahi bir günlük günahını bağışlamaz. Şimdi diyeceksiniz ki, sizin hanım ile sizin kızınız hiç mi gezmiyor?.. Geziyorlar, geziyorlar ben onlara iyi diyor muyum?.. Herkesin günahı herkesten sorulur amma, yine de kızlarınıza dikkat edin. Eğer ki, biz erkeklerin başı ateşten kurtulmuyorsa, bilesiniz ki, kadınların yüzündendir. İyice dinleyin, erkekler birbirlerini öldürür, cinayetler olur kimin yüzünden, siz kadınlarımızın. Dahası da var, adam atayı cennetten kim kovdurmuş dersiniz... Kadın. Neden kovulmuş adam atamız. Eşi olan Havva dediklerini yapmadığı için,” deyince, Meyro kadın.
“ Peki Şıh efendi Adam atanın hiç mi suçu yoktu,” deyince, Meyro kadına dik dik baktı bir süre... Sonra da kaldığı yerde sürdürdü konuşmasını.
“ Diyelim ki, dışarıda, kollarınız, başınız, gıdığınız açık gezdiniz. Benim gibi naçiz bir kulun, haşa ve lakin olsun ki size imrenmiş olsun, sizi arzulamış olsun; siz de benim istediklerimi yerine getirmemiş olduğunuzda; bütün günahlarımı almış olursunuz.
Haaa!.. Diyeceksiniz ki ey efendi, dediklerin doğru da... Peki bizim günahımız ne olacak. Doğru dersiniz, hakkınız var. Ben size süslenip, püslenip gözüme güzel görünün demedim ki... Gıdığınızı, gerdanınızı açın demedim ki. Dedim mi yoksa. Yoooo!.. Bir başkası mı dedi yoooo!.. Eh işte bundandır ki!.. Yarın sizleri ulu mahşerde acı bir azaba uğratır. Gökteki havariler gibi boşlukta kalırsınız. Haşa ve süphan Allah kimseyi yalnız bırakmaz inşallah!..
Yine söylüyorum... Bu sözleri her ne kadar ben söylüyorsam da kitapta yazılıdır tümü!.. Yanlış anlamayın, benim uydurmam falan değil. Benden size söylemesi, ister tutarsınız, ister tutmazsınız. O da sizin bileceğiniz bir şey. Kızlarınızın başı açık, kolları açık gezmesi günahlarınızı on kat arttırır. Zaman geçmeden çaresine bakın. Bir daha söylüyorum açık gezmek çok mu çok günahtır. Bunları söylemek benim görevim. Dinleyip uygulamak da sizin göreviniz. Şimdi diyelim ki hali maruzat, tarafımda sizlere duyuruldu. Siz de kulak asmadınız. Boş verdiniz. O zaman ne olur biliyor musunuz?.. Kambur kumbur üstüne biner. Günahınız bir iken, iki olur. Benim ki de üstüne eklenir. Kadınların televizyonlara bakmaları da yarı yarıya açık gezme gibidir. Niye derseniz, televizyonda başka erkekleri görürsünüz de ondan. Ne bileyim meyliniz akar ve saire. Amma ve lakin gavur icadının önüne geçemeyiz ki!..” diyerek, sakallarını sıvazladı. Kadınların gözlerindeki yarı korku ve ürperti Şıh’ a anlaşılmaz zevk veriyordu.
Salt Meyro, kadının umurunda değildi. İçten içe kıkır,kıkır gülüyordu. Beraberinde getirdiği kadınlara da üzülüyordu. Birden hizmetçi kadını anımsadı. Gülümseyerek:
“ Şıh hazretleri açık gezmede kastınızı anlayamadım. Sanırım siz tüm çıplaklıktan bahsediyorsunuz, o davranışın etik olmadığını herkes bilir. Peki bir insanın yanında çalıştırdığı insana kötü gözle bakmak gibi bir düşüncesi varsa, günahı nedir?..” dedi, Meyro.
“ O da günahtır tabi. Ama, kime göre kötülük, ona da iyi bilmek gerek. Kitapta yeri var mıdır yok mudur iyi bakmak lazım!..” diyerek, Meyro’ nun yüzüne dik dik baktı. Kadınlar olmasaydı bilirdi yapacağını ama, kadınlar vardı. Meyro da az fingirdememişti kendisine. Ne olacak adı belli...
Oysa bir sürü uğraşmasına karşın Meyro ’yu elde edememişti. Sonra da hizmetçiyle birlik, Meyro kadın, tarafından yakalandığı günden bu güne, Meyro kadının bir dediğini iki etmiyordu. Olayı anımsayınca yumuşadı.
“Ehhhh!.. Meyro bacı, yine de adamına göre değişir.” Dedi, dudakları arasında.
“Yaaa!.. Öyle mi Şıh hazretleri?..” dedi, Meyro alaylıca.
İçten içe kızıyordu Meyro kadına. Kızgınlığını belli etmemeye çalışıyordu ama, renkten renge girmesine engel olamıyordu bir türlü. İçinden Meyro kadına verdi veriştirdi.
“ Şeytan bu kadın. Hem de iblis gibi bir şey... Olur olmaz her yerde karşıma çıkar. Allah bilir ya bu gün, bu kadınları kasıtlı olarak getirmiştir. Şimdi sana başka insanlarla olan ilişkimi soran kim, utanmaz kadın. Biliyorum benimle hizmetçiden söz ediyorsun, biliyoruz... Aslında aptalın tekiyim ben, açık gezin, çıplak gezin bana ne sanki... Aptallık parayla değil ya; zamanında dediklerini yapmadım, başımıza bela oldu. Bekle de gör, senin başına öyle bir iş açayım ki, ne şah paklaya, ne de padişah!..” dedi, kendi kendine.
“Peki evin içinde de açık gezmek günah mı, efendi hazretleri?..” dedi, Meyro.
“ Evin içinde de gezilmese iyi olur ya!.. Gelen olur giden olur. Gezenlerimiz çoktur. Tıpkı beni dinlemeyenler gibi. Evin içinde yabancı olmazsa günahı yoktur. Olsa da az!.. Belki benim hizmetçi için aklınıza bir şey gelmiş olabilir. Ama ve lakin bilmelisiniz ki, o bizim evin bir ferdidir artık..”
“ Yaaa!.. Öyle mi?..” diye, gülümsedi Meyro. Şıh’ a karşı olan kızgınlığını belli etmemeye çalışıyordu.
“ Namussuz, iğnenin ucunu teninde hissetti mi, hemen kıvırtıyor anında. Evinin adamı olmuşmuş. Kara dinli gavur. Elin avradı senin evinin adamı nasıl oluyormuş. Ne haltlar karıştırdığını cümle alem biliyor ama, ses etmiyorlar. Bir gün, biri bir yerde patlar kuşkusuz... Şeytan diyor ki mala matını çıkar, kara dinlinin... “ diye, düşündü. Meyro kadın. Sonra da başındaki eşarbı şıhın gözlerinin önünde açtı, birkaç kez silkeledi. Şıh gözlerini kapatıp, dudaklarını kıpır kıpır oynattı. Kadınlar şaştı kaldı Meyro nun yaptıklarına... Meyro, hiç birine aldırış etmeden saçlarını düzelterek, eşarbını yeniden bağladı.
Şıh bir süre olduğu yerde ileri geri sallandı. Sonrada yerinden aniden kalkarak hızlıca kapıya yöneldi. Çıkacağı sıra:
“ Eğer özel sorularınız varsa, ki olur sanırım... Nerede olacağımı biliyorsunuz. Her zaman sizi dinlemeye hazırım,” diyerek, kinle baktı Meyro ya.
“ Şeytan sakalına ...tığımın papazı,” dedi, Meyro ardından.
Şero kadının yüreğini bir ateş sarmıştı. Olanca gövdesini cayır cayır yakan bir harlama. Şıh ’ın evinden geldikten sonra, rahatı kaçmıştı. Bir türlü yerinde oturamıyor, neredeyse avazı çıktığı kadar bağırıp çağıracaktı. İçini kemiren kurt giderek büyüyordu.
“ Ya Şıh’ ın söyledikleri doğruysa, ya dediği gibi öteki dünyada cayır cayır ateşler içinde yanarsam,” diye, düşündü. Aklı karıncalandı. Başı döndü; olduğu gibi kendisini divana bıraktı.
“ Aman Yarabbi, düşünmek bile istemiyorum!.. Kız şimdi eve geldi mi karşıma alıp bir iyice konuşmalıyım. Bundan böyle başı açık hiç bir yere göndermemek, kocaya vardıktan sonra ne yaparsa yapsın. Yeter ki benim yanımda açık saçık gezmesin,” diye düşündü.
Başını kaldırıp, caddeyi gözlemeye başladı. Kızı, caddede bir arkadaşıyla konuşarak geliyordu. Düşleri dağıldı gitti. Katran kazanında kaynama duygusu, yüreğini gümbür gümbür dövüyordu.Yüreğinden kor alev bir sıcaklık, olanca bedenine dağıldı. Kız odanın kapısından içeri girer girmez, bir deli gibi üzerine saldırdı. Saçlarından tutup yere yatırdı. Kapının arkasına kadar sürüdü. Zavallı kız neye uğradığını anlayamadı ilk anda... Anasının boşta kalan yumruğu bir karar sırtına sırtına iniyordu. Kendisini toparlayarak kalktı, saçı anasının elinde, karşısına dikeldi. Şero, beleren gözlerle kızının yüzüne bakıyordu. Bir deli gibi, ağzı köpüklenmişti. Kızın yüzüne kocaman bir tükürük attı. Anasının bileklerine sıkı sıkıya yapıştı, saçını kurtarmaya çalışıyordu.
“ Anne, ne oluyorsun?.. Delirdin mi yoksa?” dedi.
“ Ne delirmesi kaltak, bir daha başın açık dışarıya çıktığını görmeyeceğim. Senin yüzünde cayır cayır yanmaya niyetim yok.” Dedi, ağzından saçan köpüklerle.
“ Ne olmuş bana... Cayır, cayır neye yanacaksın, deki bilelim.”
“ Utanmadan birde konuşuyorsun. Biraz önce Şıh ın yanından geldim.”
“ Bırak şu saçmalıkları anne!.. Şıh olacak pezevenk kızına baksın. O bizden de açık saçık geziyor!..”
“ Hele utanmaza hele!.. Sen kendine bak el alemi neydeceksin?.. Koyun koyun bacağından, keçi de keçinin bacağından asılır!..”
“ Öfff!.. Saçmalıklarını dinleyecek değilim anne, bırak şu saçımı.”
“ Saçmalık haaa!.. Demek bana inanmıyorsun?..” diyerek, kızın, saçlarını var gücüyle çekmeye başladı.
Kız. İki eliyle anasının bileklerine sarıldı. Zor bela kurtardı saçlarını. Anasının elinde bir tomar saçı kaldı.
“ Sen annesin anne!.. Bana neler yaptığına bir bak. Benim başım açık gezmem günahsa, senin bir anne olarak, elin itinin yanında, kadın halinle bir başına, ne işin var haaa!.. Söylesene be kadın ne işin vardı?.. Bize karşı sorumlulukların var, bunu inkar edemem. Geri zekalı bir bunağın, sözüyle saçımı başımı yolmak, hakkını sana kim verdi. Asıl saçmalığı yapan sensin anne... Hangi cehennemden söz ediyorsun, ne ateşi arıyorsun be kadın. Evi cehenneme çevirdin ya!..” dedi, kız.
Yeniden kızının üzerine yürüdü Şero. Kız kendisini savunmak için, aynı tepkiyle karşılık verdi.
“ Yeter anne, kurbanın olayım aklını başına topla. Ne oldu bu gün sana. Küçük bir çocuk değilim ben. Eğer üzerime daha da gelmeye kalkarsan, O Şıh olacak kara dinliyi de, seni de şikayet ederim haberin olsun.”
“ Neeeee!.. “ dedi Şero kadın. Kızının üstüne doğru atılırken, yüzün kuyu yere serildi. Yerdeki sergileri ısırmaya başladı. Debelenip durdu bir zaman. Yumruklarını sıkarak, ağır ağır sakinleşmeye çalıştı. Morarmış yüzüyle başını kızından yana çevirdi. Hıçkırmaya başladı.
“ Hey Allahım bana akıl fikir ver,” diyerek, kollarını yana açtı. Kız da gidip yanına çömeldi. Anasının boynuna sarılarak, o da hıçkırmaya başladı.
“ Kurban olurum annem. İnanma o tür boş laflara, kanmayın o gavurun yalanlarına. Asıl dinsiz, asıl münafık odur. Öteki dünyada cayır cayır o yanacak... Onun ne üdüğü belirsiz olduğunu bilmeyen var mı?..” diyen kızının boynuna sarıldı Şero kadın...
“ Doğru mu dersin yavrum, doğru mu dersin?.. Keşke öyle olduğuna inanabilsem.” Diyerek, yeniyle burnunu ve gözlerini silerek, kalkıp divanın üstüne yüz üstü uzandı.

Taki Akkuş






Şikayet et

Tarih: 07.09.2006 5:43 - Okuma Sayısı: 6695 - Yazının Puanı: 0 - Yazar: Bu yazıyı arkadaşıma yolla


Şiirler | Hikayeler | Komik Hikayeler | Anılar | Güzel Sözler | Fıkralar | Ekart | Nostalji | Yigit Özgür Karikatürleri

Etiket | Forum | Gezi Rehberi
Copyright © 2005 DuslerSokagi.com. Bir eğlence sanatı. | iletisim: iletişim